Bu Çerçeve Çözümün Değil Monarşi Anayasasının Çerçevesidir
Bu Çerçeve Çözümün Değil Monarşi Anayasasının Çerçevesidir
Sosyalist Cumhuriyet Partisi (SCP), iktidar partisi ve aparatı partilerin, “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” güzellemesiyle meclise getirdiği ‘çerçeve yasa’ tasarısı üzerine açıklama yaptı- akarhaber
Bugün gündeme getirilen ve imzaya açılan “boş” çerçeve yasa, emperyalizme bağımlı Mafya-Tarikat-Rant Diktatörlüğü Anayasasının çerçevesidir.
AKP iktidarı, bir yandan “çözüm” ve “demokratikleşme” söylemleriyle anayasa taslağı hazırlarken, diğer yandan ülkenin temel sorunlarını derinleştiren politikalarına hız kesmeden devam etmektedir. Bugün “barış” diyenler; yarın İran direnişine karşı Amerikan jandarmalığı yapma peşindedirler. Bugün “demokrasi” diyenler, Barrack’in “müşfik monarşi”sinin taşlarını döşemekte kendi ikballerinin önündeki engelleri kaldırmayı hedeflemektedirler. Aynı “demokrasi havarileri”, demokratik usullerle seçilmiş belediye başkanlarını zindanlara atmakta, parti yetkililerini “mutlak butlan” darbesiyle görevden almaktadır. Bu hukuksuzluk, ana muhalefetin de dilinden düşürmediği, “piyasa demokrasisi”nin ürünüdür.
Öte yandan Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlar birkaç madde değişikliğiyle ya da bir “çerçeve yasa”nın usul tartışmasıyla çözülecek basit teknik meseleler değildir. Ülkemizin temel sorunları emperyalizme bağımlılık, üretimi ve bağımsızlığı yok eden rant ekonomisi, milyonları açlığa ve güvencesizliğe mahkum eden sömürü düzeni ve ulusal egemenliği ortadan kaldıran, cumhuriyet devriminin kazanımlarını yok eden ve halkın siyasal karar süreçlerinden tamamen dışlanmasını hedefleyen egemen sınıflardır. Gerçek çözüm, bu düzene karşı koymak ve onu topyekûn değiştirmeyi hedeflemekle mümkündür. Bize, Cumhuriyet çatısı altında tam bağımsız ve gerçekten demokratik hedefleri esas alacak köklü, devrimci bir dönüşüm gereklidir.
Türkiye’de bugün gerçek barış ve kardeşlik ancak tam bağımsızlık, laiklik ve cumhuriyet temelinde kurulabilir.
Türk Halkının kaderi emperyalist Amerika ve onun siyonist taşeronlarının planlarına feda edilemez. Millet olma irademizin emperyalist güçlerin böl-yönet projeleriyle ortadan kaldırılmasının karşısında duracağız. Ulusun birliği ve bağımsızlığı, saray koridorlarında değil fabrikada, tarlada, okul sıralarında, yurt savunmasında Türkiye halkının omuz omuza vereceği örgütlü mücadeleyle kurulacaktır. Bu mücadele, ne emperyalist merkezlerin ne de yerli işbirlikçilerinin güdümünde olmayan, “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” diye haykıran milyonların “aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür” iradesiyle zafere ulaşacaktır.
Bizim bugün ihtiyacımız olan;
-Emeğin ve üretimin önünü açan, rantı ve talanı bitiren kamucu bir ekonomi,
-NATO prangasının kırıldığı, yabancı üslerinin kapatıldığı, Lozan’ın ve Montrö’nün kayıtsız şartsız savunulduğu tam bağımsız bir dış politika,
-Mahallelerden, işyerlerinden başlayarak halkın gerçek söz ve karar sahibi olduğu bir Cumhuriyet,
-İşçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve tüm halkın yurttaşlık bağıyla bir arada olduğu, laik ve bilimsel bir düzen kurmaktır.
-Türkiye’nin geleceğini kapalı kapılar ardında “boş kağıda imza” atanlar değil, halkın örgütlü mücadelesi belirleyecektir.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi, emperyalizme ve onun içerdeki mafya-tarikat-rant taşeronlarına karşı Cumhuriyetin bağımsızlıkçı ve devrimci karakterini, ulus egemenliğini, laikliği, halkçı-kamucu ekonomiyi savunuyor. Türkiye’yi, ne Washington ne Brüksel ne de onların taşeronları kurtarabilir. Sorunların kaynağı zaten onlardır. Bizi kurtaracak olan yine bizim azim ve kararımız olacaktır.
Çözüm; bağımlılıkta değil bağımsızlıktadır.
Çözüm; rant düzeninde değil, halkçı ve devletçi düzendedir.
Çözüm; saraylarda değil, halkın gerçek ve örgütlü iktidarındadır.






