Anketlere Yansıyan Gerçek
Anketlere Yansıyan Gerçek
yarinlar.com.tr yazarlarından Murat Soycan, siyasetin belirleyiciliğini yitirmesi üzerine halkın sorunlarını çözecek alternatif arayışı üzerine bir yazı kaleme aldı- akarhaber
SONAR Araştırma’nın son anketi, Türkiye siyasetinin içinde bulunduğu tıkanıklığı açıkça ortaya koyuyor. Kararsızım diyenlerin oranı yüzde 11,9, sandığa gitmeyeceğini belirtenlerin yüzde 10,5, fikri olmadığını söyleyenlerin yüzde 6,9, geçersiz oy kullanacağını belirtenlerin ise yüzde 3,8 olması, toplamda seçmenin yüzde 33,1’inin mevcut siyasi tabloya mesafeli durduğunu gösteriyor.
Bu tablo, Türkiye’de toplumun önemli bir kesiminin, seçimlere giren mevcut siyasi partiler arasında kendisini temsil edecek, sorunlarına çözüm üretecek bir alternatif göremediğini gösteriyor. Ekonomik kriz, işsizlik, asgari ücretin ve emekli aylıklarının insan onuruna yaraşır bir yaşamı karşılamaktan uzak olması, önlenemeyen gıda enflasyonu, barınma ve kira sorunu milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkiliyor. Çiftçinin, köylünün, hayvancılıkla uğraşan üreticilerin üretim yapamaz hâle gelmesi, üretim ekonomisinin içine sürüklendiği çıkmazı gösteriyor. Fon vurgunu gibi ekonomik skandallar ve toplumsal çürüme de mevcut düzene duyulan güvensizliği derinleştiriyor. Bunun yanında iktidarın anayasa tartışmaları, Abdullah Öcalan’a statü verilmesine yönelik girişimler ve Meclis’te şekillenen siyasi uzlaşmalar, toplumun önüne hangi siyasi anlayışın ve nasıl bir gelecek tasavvurunun konulduğu sorusunu getiriyor. Bütün bunlar, Türkiye’nin yalnızca ekonomik değil, siyasi ve toplumsal bir çıkış arayışı içinde olduğunu ortaya koyuyor.
Üstelik bu tabloyu yalnızca iktidarın politikalarıyla açıklamak da yeterli değildir. İktidarın karşısında alternatif olarak duran muhalefet de toplumun beklentilerine cevap verebilmiş değildir. Kendi içindeki koltuk kavgaları, rant mücadeleleri, bitmeyen hesaplaşmalar ve siyasi çelişkilerle uğraşan muhalefet, halkın geçim derdine, işsizliğine, barınma sorununa ve geleceksizlik kaygısına karşı güven veren bir çözüm ortaya koyamıyor. Birbirleriyle iktidar mücadelesi yürütürken ülkenin nasıl yönetileceğine, toplumun nasıl ayağa kaldırılacağına, halkın refahının nasıl sağlanacağına ilişkin güçlü ve inandırıcı bir seçenek sunamıyorlar. Dolayısıyla anketler, iktidarın karşısındaki düzen partilerine duyulan güvensizliği de tartışmaya açıyor. Halk, bir düzen partisinden diğerine geçerek sorunlarının çözülemeyeceğini görüyor ve yeni bir siyasi arayış içinde.
Türkiye’nin sorunları artık mevcut düzenin sınırları içinde çözülemeyecek noktaya gelmiştir. Düzen partilerinin siyasetleri tükenmiş, toplumun ihtiyaçlarına cevap verme iddiaları çökmüştür.
Bu durum bize önemli bir sorumluluk yüklüyor. Halkın ihtiyaçlarını esas alan, üretimi ve kamuculuğu savunan, bağımsızlığı ve laikliği temel alan bir Cumhuriyet seçeneğini büyütmek zorundayız. Bunun yolu yalnızca seçim dönemlerinde ortaya çıkmak değildir. Çözüm en başta; işçinin, emekçinin, çiftçinin, köylünün, öğrencinin ve gençlerin sorunlarını sahiplenmekten, halkın mücadelesiyle iç içe örgütlenmekten geçiyor. Türkiye’nin birikmiş sorunlarına çözüm üretecek, ülkenin kaynaklarını halkın yararına kullanacak, eşitlikçi ve üretime dayalı yeni bir düzenin programını ve kadrolarını oluşturmalıyız. Bugün ülkemizin ihtiyacı, halkın güven duyacağı, sorunlarına çözüm üretebileceğine inanacağı, örgütlü, kararlı ve programlı devrimci bir seçenektir. Türkiye’nin ihtiyacı, düzen partileri arasında gidip gelen bir iktidar değişimi değil; halkın kendi geleceğine sahip çıktığı, emeğin ve üretimin esas alındığı, bağımsız, laik ve halkçı bir Cumhuriyetin kurulmasıdır.






