Mahzen

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi açıldı

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi açıldı

Çin Halk Cumhuriyeti Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in katılımıyla Ankara’da Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi açıldı. – akarhaber

Prof. Dr. Semih Koray DÜNYA-MER Başkanı

Türkiye’deki çok sayıda büyükelçiliğin, siyasi parti temsilcilerinin, milletvekili ve sendika, kitle örgütü başkanlarının katılımıyla gerçekleşen açılışta Prof. Dr. Semih Koray, Bakan Yardımcısı Jin Xin ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek konuşma yaptı.

Dünya medeniyetleri arasındaki tarihsel etkileşimi artırmak, Yükselen Asya Medeniyeti’nin insanlığın ortak geleceğindeki rolünü ortaya koymak ve Türk-Çin devrimleri pratiklerinin insanlığın ortak geleceğine katkısını araştırma amacıyla açılan araştırma merkezi tarih, siyaset, sosyoloji, ekonomi, vb. alanlarında faaliyet gösterecek.

Üst Düzey Katılım Yaşandı

Açılışa ÇKP Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, DÜNYA-MER Başkanı – Vatan Partisi Genel Başkan Yrd. Semih Koray, ÇHC Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, ÇKP Merkez Komitesi Dış İlişkiler Bakanlığı Batı Asya ve Kuzey Afrika Müsteşarı Chao Weidong, AK Parti MKYK Üyesi-Uluslararası İlişkiler Başkan Yrd. Muhammed Emin Saraç, Devlet Eski Bakanı Mehmet Sevigen, E.Büyükelçi- AVİM Başkanı Alev Kılıç, Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, TBMM E. Başkanvekili Vatan Partisi Genel Başkan Yrd. Hasan Korkmazcan, Nikaragua Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Tatiana Daniela García Silva, Vatan Partisi Genel Başkan Yrd. Ethem Sancak, Türk-İş Genel Başkan Yrd. – Yol İş Genel Başkanı Ramazan Ağar, 24. Dönem Milletvekili Özcan Yeniçeri, 27. Dönem Milletvekili Habip Eksik, Ankara Sanayi Odası Başkanı – TOBB YK Üyesi Seyit Ardıç, İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçi Yardımcısı Mahmut Alizade, Rusya Federasyonu Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Sergey Koritskiy, İş İnsanı Adnan Demirci, İş İnsanı Nafer Çapar, ÇHC Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Guo Yamin, ÇKP Merkez Komitesi Dış İlişkiler Bakanlığı Batı Asya ve Kuzey Afrika Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Peng Jindong, ÇKP Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı Sekreteri Ding Zhemin, ÇKP Merkez Komitesi Dış İlişkiler Bakanlığı Batı Asya ve Kuzey Afrika Genel Müdürlüğü Görevlisi Zheng Hao, ÇHC Ankara Büyükelçisi Sekreteri Qiu Zhen Xiong, Vatan Partisi MYK Üyesi – USMER Başkanı Şule Perinçek, ÇİNSİAD Genel Sekreteri Ding Xiaoyun, 25.,26. Dönem Milletvekili Ayhan Bilgen, Türk-İş Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Çetin, Rusya Federasyonu Büyükelçiliği Kültür Müsteşarı Aleksandr Sotniçenko, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Siyasi Müsteşarı Yaifred Raquel Ron Aguilera, Küba Cumhuriyeti Müsteşarı Oscar Redondo, Belarus Cumhuriyeti 1. Sekreteri Gleb Krykanu, İran İslam Cumhuriyeti Siyasi Müsteşarı Cebrail Muhammedzade, İran İslam Cumhuriyeti Siyasi Müsteşarı Mahmud Alinejad, İran İslam Cumhuriyeti Kültür Müsteşarı Dr. Seyit Kasım Nazimi, İran İslam Cumhuriyeti Kültür Ataşesi Dr. Mesud Sadr Muhammedi, AHİD Ankralılar Derneği Başkanı Hilmi Yaman, CKD Genel Başkanı Tülin Oygür, TGB Genel Başkanı Kayahan Çetin, TSB Başkanı Murat Demirbaş, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Başkanı Erdem Cömert, Türkiye Basın Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Çetin Altan, OPTİMAR Araştırma Merkezi Başkanı Hilmi Daşdemir’in dışında çok sayıda emekli milletvekili, gazeteci, siyaset bilimci, akademisyen, iş insanı, avukat ve dernek-sendika temsilcisi katıldı.

Jin Xin Çin Halk Cumhuriyeti Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı

Açış konuşmasını yapan Prof. Dr. Semih Koray, şu sözlere yer verdi: “DÜNYA-MER, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Küresel Medeniyet Girişimi ile işbirliği yaparak;

A- Dünya Medeniyetleri arasındaki tarihsel etkileşim ve işbirliğini,
B- Yükselen Asya Medeniyeti’nin insanlığın ortak geleceğindeki rolünü,
C- Küresel Medeniyetler Girişimi’ni, Milli Demokratik Devrimleri ve Çin’e Özgü Sosyalizm süreçlerini,
D- Türk ve Çin Devrimleri ile günümüzde Türkiye Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin insanlığın ortak geleceğine katkılarını araştırma ve insanlığın hizmetine sunma amacını gütmektedir.

Bütün medeniyetlerin ortak paydası, her birinin kendine özgü koşullar çerçevesinde insanın gizilgücünün etkin biçimde açığa çıkmasını sağlayarak insanlığın gelişmesine yaratıcı katkılarda bulunmuş olmasıdır. Bilim, sanat, felsefe, kültür, kamusal düzen ve toplumsal ilişkiler başta olmak üzere hayatın bütününü kapsayan bu birikim, günümüzde bütün insanlığın en zengin ortak hazinesini oluşturmaktadır.

Tarih boyunca her medeniyet zirvesine ulaştıktan sonra inişe geçerek kabuk bağlamaya başlamıştır. Çöküş sürecindeki bir sistemin en güçlü olmaya devam ettiği yer, kendi merkezidir. Onun için tarih bugüne kadar bağlanan kabuğun çökmekte olan medeniyetin kendi merkezinden kırılarak aşıldığına tanık olmamıştır. Medeniyet bayrağını hep geriden gelen, ama eski medeniyetin yükseliş dönemindeki katkılarını özümsemiş ve yüksek bir geleceği kurma enerjisine sahip toplumlar devralmıştır. Tarih boyunca medeniyet merkezlerinin coğrafyası, bu kural uyarınca değişmiştir.

Bugün de Atlantik sisteminin çöküş sürecine Asya’dan yeni bir medeniyetin yükselişi eşlik etmektedir. Medeniyet coğrafyasındaki değişim her zaman toplumsal sistemde köklü bir değişikliğe yol açmaz. Kimi zaman eski toplumsal sistem bazı yenilenmelerle sürdürülür. Yeni bir toplumsal sisteme yol açan, yani devrimci bir atılımın ürünü olan medeniyetler insanlığın gelişmesindeki en önemli atılımları temsil eder. Bugün Asya’dan yükselmekte olan yeni medeniyetin kökeninde de böyle bir devrimci atılım yatmaktadır. Bu atılımın itici gücünü gelişen dünyadaki “millî demokratik devrim”lerle birlikte bu açıdan öncü konumdaki Çin Halk Cumhuriyeti’nin “Çin’e özgü sosyalizm” süreci oluşturmaktadır.

Doğu Perinçek Vatan Partisi Genel Başkanı

Yeni medeniyetin “bencillik yerine paylaşmacılığı”, “‘kazanan hepsini alır’ yerine ‘birlikte kazanmayı’”, “hegemonya yerine eşit ve adil ilişkileri”, “’çürümüşlük yerine’yeni insan’ın üstün ahlâkını’” geçirmesi, tam da bu nedenledir. Bu ilkeler, bütün insanlığın özlemini duyduğu, Kemal Atatürk’ün deyişiyle “insanlığın kendisine yakışan heyeti içtimaiye”yi, eşdeğer bir deyişle Çin Komünist Partisi’nin sürekli atıfta bulunduğu “insanlığın ortak kader toplumu”nu kurmanın temel direklerini oluşturmaktadır.

İnsanlığın ortak kader toplumunu kurmak, tarihin bugüne kadar tanık olduğu en büyük hedeftir. Bu hedefe ulaşmada “halkların ortak yaşama kültürünü” geliştirmek için insanlığın geçmiş bütün kazanımlarından yararlanmak vazgeçilmezdir. Bugün tekdüzelik ve türdeşlik emperyalist sisteme özgüdür. Kendi içinden güçlü bir Gelişen Dünya çıkarmayı başarmış olan Mazlum Milletler zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Ama bu çeşitliliğin gerçek bir zenginlik kaynağına dönüştürülmesi ancak farklılıkların daha üst düzeyde yeni ve ortak bir yaşama kültür bireşiminin yapıtaşları olarak kullanılmasıyla mümkün hale gelir.

Geçmiş yalnızca kazanımları değil, aynı zamanda insanlık için ayakbağı oluşturan bir hurda yığınını da içinde barındırır. Bugün yerküreyi bir bütün olarak birleştiren iletişim olanakları maalesef daha çok bu hurda yığınından kaynaklanan ve insanın özünü çürütmeye yönelik safsataların yaygınlaştırılması için kullanılmaktadır. İnsanlığın medeniyet geçmişinden bu safsatalara ve çürümüşlüğe karşı mücadelede yararlanmak da yaşamsal bir önem taşımaktadır.

İşte Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi, bu çetin ama çetin olduğu kadar heyecan verici görevleri yerine getirmek için kurulmaktadır.”

Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi

Çin Halk Cumhuriyeti Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı Jin Xin yaptığı konuşmada şu sözlere yer verdi:
“Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yılı vesilesiyle, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Uluslararası İlişkiler Bürosu heyetine başkanlık ederek Türkiye’yi ziyaret etmekten ve sizlerle birlikte Küresel Medeniyetler Girişimi Araştırma Merkezi’nin açılış törenine katılmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle, söz konusu merkezin kuruluşunu içtenlikle tebrik ediyor, Çin-Türkiye dostluğuna uzun yıllardır destek veren tüm dostlara en derin saygılarımı sunuyorum.

Çin ve Türkiye, coğrafi olarak birbirinden uzak olsa da medeniyetler arası etkileşimleri köklü bir geçmişe sahiptir ve dostluk bağları dağları ve denizleri aşmaktadır. İki bin yılı aşkın bir süre önce İpek Yolu, Doğu ile Batı medeniyetlerini birbirine sıkı şekilde bağlamış; Çin ve Türkiye medeniyetleri, karşılıklı öğrenme ve etkileşim içinde birbirini zenginleştirmiş, karşılıklı destek içinde derin bir dostluk biriktirmiştir. Zamanı aşan bu bağ, bugün iki halkın ortak kültürel hafızasının ve değerli mirasının bir parçası haline gelmiştir.

Bin yıllık İpek Yolu, iki ülke arasındaki dostluğuna tanıklık etmiştir. Türkiye, tarih boyunca kara ve deniz İpek Yolu’nun kesişim noktasında yer alarak Doğu ile Batı medeniyetleri arasında önemli bir köprü görevi görmüştür. Topkapı Sarayı Müzesi’nde muhafaza edilen 12 binden fazla Çin porseleni, Merinos Tekstil Sanayi Müzesinde korunan Çin kökenli ipek dokuma teknikleri ve “çay eşliğinde dostluk kurma” geleneği, bu kültürel etkileşimin somut örnekleridir. Günümüzde ise Çin’in “Kuşak ve Yol” girişimi ile Türkiye’nin “Orta Koridor” planı uyumlaştırılmakta; kadim İpek Yolu, iki halkın ortak çabalarıyla yeniden canlanmaktadır.

Kadim bilgeliğin zamandan ve mekândan bağımsız yankılanışı, iki toplum arasında derin bir düşünsel tınlaşım (rezonans) yaratmıştır. Türk düşünürü Mevlânâ’nın sevgi ve hoşgörü anlayışı ile Çinli filozof Konfüçyüs’ün “insanı sevmek erdemin temelidir” anlayışı aynı değerler etrafında buluşmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi bugün hâlâ Türkiye’nin dış politikasının temelini oluştururken; bu anlayış, Çin’in “dünya kamuya aittir” ve “uyum içinde birlikte var olma” gibi geleneksel düşünceleriyle örtüşmektedir. Bu ortak değerler, iki ülkenin bölgesel ve uluslararası meselelerde iş birliği yapmasına güçlü bir medeniyet zemini sunmaktadır.

Ortak ilerleme vizyonu, iki ülke arasında güçlü bir iş birliği dinamiği yaratmaktadır. Çin ve Türkiye, yükselen ekonomiler ve Küresel Güney’in önemli üyeleri olarak; ulusal yeniden canlanma, barışçıl kalkınma, adalet ve medeniyetler arası etkileşim gibi ortak hedefleri paylaşmaktadır. Çin tarafı, Çin Devlet Başkanı Sayın Xi Jinping ile Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan arasında varılan önemli mutabakatı aktif şekilde hayata geçirmek üzere Türk tarafıyla birlikte çalışmaya hazırdır. Barış, kalkınma, iş birliği ve karşılıklı kazanç eğilimlerini gözeterek, ülkelerin refah ve güçlü olması yolunda birbirini desteklemeyi ve Çin-Türkiye stratejik iş birliği ilişkilerini daha ileriye taşımayı hedeflemektedir.

Değerli Misafirler:
Mart 2023’te Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Devlet Başkanı Sayın Xi Jinping, Çin Komünist Partisi ile dünya siyasi partileri arası üst düzey diyalog toplantısının açılışında Küresel Medeniyetler Girişimi’ni ortaya koymuştur. Bu girişim, ülkelerin kaderlerinin giderek daha fazla iç içe geçtiği günümüzde, farklı medeniyetlerin bir arada var olması ve karşılıklı öğrenmesinin, insanlığın modernleşme sürecinde ve dünya medeniyetleri bahçesinin zenginleşmesinde vazgeçilmez bir rol oynadığını vurgulamaktadır. Bu çerçevede; medeniyet çeşitliliğine saygı, insanlığın ortak değerlerinin teşviki, kültürel mirasın korunması ve yenilenmesi ile uluslararası sosyal ve kültürel etkileşim ve iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulunulmaktadır. Çin, uluslararası toplumla birlikte hareket ederek, ülkeleri arasında beşeri etkileşim, kültürel kaynaşma ve halklar arasında gönül köprüsü kurma alanlarında yeni bir dönem başlatmaya; dünya medeniyetleri bahçesinin rengârenk, canlı ve dinamik bir şekilde gelişmesine katkı sunmaya hazırdır.

Çin ve Türkiye, ekonomik dönüşüm ve ulusal kalkınma sürecinin kritik bir aşamasındadır. Bu süreçte iki ülke, Küresel Medeniyetler Girişimi’ni hayata geçirme ve insanlık medeniyetinin ilerlemesine katkı sağlama yolunda beraber hareket eden iki ortaktır. Vatan Partisi tarafından kurulan bu araştırma merkezini memnuniyetle karşılıyor; merkezin, Çin’in önemli fikir ve girişimlerini anlamaya yönelik bir pencere ve Çin-Türkiye medeniyetler arası etkileşimini geliştiren bir platform haline gelmesini temenni ediyoruz.

Birincisi, fikir alışverişini derinleştirmek, medeniyetin ilerlemesini teşvik etmek ve Çin ile Türkiye’nin modernleşme inşasına akıl ve bilgi katkısı sunmaktır.

Her iki ülkenin tarihsel birikiminden hareketle, geleneksel değerleri günümüz ihtiyaçlarıyla buluşturacak ve modernleşme süreçlerine katkı sunacak çalışmalar yapılmalıdır. Araştırmalar yalnızca medeniyet konularıyla sınırlı kalmamalı; aynı zamanda dört küresel girişimler, insanlığın ortak topluluğu anlayışı, modernleşme anlayışı ve uygulanması, yönetişim deneyimleri gibi alanları da kapsamalıdır konular etrafında araştırma, tartışma ve karşılıklı öğrenme güçlendirilebilir. Böylece Çin ve Türkiye’nin modernleşme yolunda birlikte ilerlemesine akıl ve güç katkısı sunulabilir.

İkincisi, iş birliği ve diyaloğu artırarak halklar arasında köprü kurmak.

Araştırma merkezi, siyaset, iş dünyası akademi, sanat ve medya gibi farklı kesimleri bir araya getiren etkinlikler düzenlemeli, özellikle gençlerin katılımını teşvik ederek karşılıklı anlayış güçlendirilmelidir “Çin ve Türkiye arasında beşeri etkileşim, kültürel kaynaşma ve halklar arası gönül bağlarının gelişiminde yeni bir dönem başlatılacaktır. Çin tarafına ait ilgili düşünce kuruluşları ve uzmanların araştırma merkezi faaliyetlerine katılımını teşvik etmeye hazırız; ayrıca merkezin yetkililerini Çin’e inceleme ve temaslarda bulunmak üzere davet etmekten memnuniyet duyarız.

Üçüncüsü, doğru bir medeniyet anlatısı oluşturarak ortak bir anlayış geliştirmek.

Araştırma merkezi, arkasında Vatan Partisi’nin desteğine sahip olma ve yazılı basın, internet siteleri ve televizyon gibi medya araçlarından oluşan iletişim matrisine sahip olma avantajlarını değerlendirerek, araştırma sonuçlarını siyaset çevrelerine, stratejik çevrelere ve daha geniş halk kitlelerine ulaştırabilir; bu bağlamda iki ülke arasında doğru bir medeniyet anlayışı oluşturmak için fikir birliği sağlayabilir. Araştırma merkeziyle beraber, Çin ve Türkiye halkının birbirinin ortaya koyduğu fikir ve girişimleri daha iyi anlamasını teşvik etmeye; ‘ortak kader’ anlayışının herkesçe bilinen, paylaşılan ve birlikte sahip çıkılan temel bir değer haline gelmesini sağlamaya hazırız.

Son olarak, bu etkinliğin başarıyla sonuçlanmasını diliyor; tüm katılımcılara sağlık, başarı ve esenlikler temenni ediyorum.
Teşekkür ederim.”

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, konuşmasında insanlığın, çürüyen bir sömürü ve zulüm sistemiyle hesaplaşma dönemine girdiği vurgusunu yaparak şu ifadeleri kullandı:
“Çin Halk Cumhuriyeti’nden Türkiyemize Çin Medeniyetinin ve Çin Devriminin değerlerini getirdiler. Hoş geldiler. Ankara’da Xi Jinping Yoldaşın önderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti’nin başlattığı Küresel Medeniyet Girişimi’nin Araştırma Merkezi’ni birlikte açmak, bize esin veriyor ve ufkumuzu zenginleştiriyor.

Değerli Dostlar,
Dünya tarihine baktığımız zaman, medeniyetlerin çeşitli coğrafyalardan yükseldiğini, insanlığın gelişmesine yeni ufuklar getirdiğini, düşünce ve duygularımıza yeni değerler kattığını, zamanla kabuk bağladığını ve çürüdüğünü ve yerini yeni bir medeniyete bıraktığını görüyoruz.

Çin, Mezopotamya, Hindistan, Mısır, Anadolu, Güney Amerika’da İnka ve Maya, Akdeniz’de Grek ve Roma, Pers, Orta Asya, Arap-İran-Türk İslam medeniyetleri, Batı Avrupa’da, Kuzey Amerika’da ve Japonya’da kapitalizmin yükselişi ve çağımızda Millî Demokratik Devrimler ve Sosyalizmi Kurma girişimleri birbirini izledi. Belli coğrafyalarda filizlenen medeniyetler, zamanla bütün insanlığı kucaklayan boyutlara ulaştı ve evrensel karakter kazandı.

Kabile toplumundan sınıflı topluma geçişle, özel mülkiyetle, değişim ekonomisiyle, parayla, matematikle, yazıyla, ordu ve devletin kuruluşuyla belli toplumların tutuşturduğu ilk medeniyet ateşi, kıtalardan kıtalara geçti ve insanlığı aydınlattı; bütün insanlığın malı oldu.

Dünyada benmerkezci kalamayan bir olgu varsa, paylaşılmaktan kaçınamayan bir oluşum varsa, o da medeniyettir.

Medeniyet, yeni toplumlar kurdu, kavimlerin bir gülü elden ele vermeleri gibi, denizlerden denizlere, kıtalardan kıtalara taşındı ve bugünlere geldi. Her yeni medeniyetin yükselişi, yeni bir toplumun kuruluşunu getirdi. Her medeniyet, bütün insanlığı içine alan yeni bir devrimle geldi ve yeni bir çağın kapısını açtı. Bu süreçlerde insanî değerler yeniden tanımlandı. Biz iyimserler, her yeni medeniyetin insanlığa, daha insanî ilişkiler getirdiği görüşünü paylaşırız.

Yine insanlığın büyük tecrübesidir: Yeni medeniyetler, kabuk bağlayan, kendisini aşamayan, çıkmaza giren ve eskiyen medeniyetin merkezinden değil, çevresinden yükseldi. Böylece insanlık, medeniyetten medeniyete ilerleyen tarihiyle deyim yerindeyse çürümekten kurtuldu ve kendisine yeni bir ufuk açtı.

Sayın Konuklarımız ve Değerli Arkadaşlar,
Bugün insanlık, yine çürüyen bir sömürü ve zulüm sistemiyle hesaplaşma dönemine girmiştir. Dolar Saltanatı denen emperyalist haraç ekonomisi artık gününü doldurmuştur. İnsanlık, erkeği kadın ve kadını erkek yapmaya kalkışan, bu bağlamda insanın doğasına savaş açan bir yozlaşmayla karşı karşıya gelmiştir.

Bizim Millî Marşımızın şairi Mehmet Akif, çöküşe giden emperyalizmi yüzyıl önce “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diye tanımlamıştı. Bu gerçeği bugün ABD emperyalizminin ve İsrail’in insanlığa karşı açtığı savaşta bütün boyutlarıyla yaşıyoruz.

İnsanı emeğine, topluma, insanlığa ve hatta cinsiyetine bile yabancılaştıran emperyalist sistemin merkezlerinde derin bir medeniyet krizi var. İşte bu koşullarda insanlık, yeni bir çağın sancılarını yaşamaktadır. Evet sancıları yaşıyoruz. Ancak biliyoruz ki her sancı, yeni bir doğumun habercisidir. Bu nedenle bizler şanslı insanlarız, yeni bir medeniyetin yapıcılarıyız, dahası kurucularıyız. Xi Jinping yoldaşın deyişiyle “İnsanlığın ortak geleceği”nin inşası, yedi iklimin gündemindedir.

Kapitalizmin emperyalist aşamasının sonuna geldik. Bugün Asya’dan yeni bir medeniyet yükseliyor. Yeni Medeniyetin yapıcıları arasında bulunmanın sorumluluğuyla ve gururuyla burada toplanmış bulunuyoruz.

Eşiğinde bulunduğumuz medeniyet,
– Emperyalist hegemonyacılığa son verecek,
– Millî devletlerin bağımsızlığına ve egemenliğine dayanacak,
– Emperyalizmin ve Neoliberalizmin katlettiği hümanizme yeniden hayat verecek,
– Çalışmayı ve üretmeyi ateşleyen mülkiyet ve bölüşüm ilişkilerini canlandıracak,
– Kamucu, paylaşmacı, halkçı, özgürlükçü, demokratik değerleri besleyecek,
– Dünyada barışın önünü açan gelişmelere yol verecektir.

Biz Asyalılar, tarih boyunca insanlığın büyük medeniyet atılımlarına emek verdik, imza attık. Bugün yine tarihî bir sorumluluğun eşiğindeyiz.

Türk kavminin Çin Medeniyeti ile ilişkisi tarihin derinliklerindedir. Bizim Türk atlıları, Çin Medeniyetinin birçok ürününü Atlas Okyanusuna kadar götürmüşlerdir.

Biz Çin ve Türkiye olarak, şimdi yükselen medeniyetin Doğudaki ve Batıdaki öncü mevzilerini paylaşıyoruz.

Bu sorumluluğun kuşkusuz siyasal, ekonomik, kültürel boyutları bulunuyor. Siyasal boyut, anahtar değerindedir. Bu kapsamda Doğudan Batıya Çin, Rusya, İran ve Türkiye olarak, bütün İnsanlığın Ortak Geleceğini belirleyen ön mevzileri paylaşıyoruz.

Ortak değerlerimiz ve özlemlerimiz, bizleri birbirimize bağlıyor.
Özlediğimiz dünyada, mallar parayla değişilmeyecek, Büyük Türk ozanı Şah Hatayi’nin deyişiyle gül ile gül tartılacaktır.
Özlediğimiz dünyada, insanlar değil eşyalar yönetilecektir.
Özlediğimiz dünyada, yabancılaşmanın her türünden arınacağız.

Bu özlemleri ve görev bilincini paylaşmak, bizleri ufuklarımızın çok ötesindeki dünyalara bağlıyor, omuzlarımıza uzak geleceklerin insan ilişkilerini bugünden inşa etme sorumluluğunu yüklüyor. Sınıfsız, sömürüsüz, her tür yabancılaşmadan arınmış bir dünyayı paylaşma özlemi, insanlık sevgimizi, felsefemizi, icatçılığımızı, kültürel ve sanatsal yaratıcılığımızı ateşliyor.

Ankara’da, Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi’nin açılışına katılan Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Bakan Yardımcısı Sayın Jin Xin başkanlığındaki kardeş Çin Heyetini ve siz değerli medeniyet kurucularını saygıyla selamlıyorum.”

Başa dön tuşu