Siyaset

Şişli’de Yaşanan Vahşet Devleti Sınayan Bir İnsanlık Suçudur

Şişli’de Yaşanan Vahşet Devleti Sınayan Bir İnsanlık Suçudur

DEVA Partisi Kadın Çalışmalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan: İstanbul’un göbeğinde, Şişli’de bir kadının başı kesilerek katledilmesi; sıradan bir adli vaka, münferit bir olay ya da “anlık öfke” ile açıklanabilecek bir suç değildir.- akarhaber

Bu vahşet, kadınların yaşam hakkını korumakta yetersiz kalan sistemin acı bir fotoğrafıdır.

Bir kadının böylesine ağır, insanlık dışı bir yöntemle katledilmesi; sadece failin değil, önlemeyen, korumayan, zamanında müdahale etmeyen mekanizmaların da sorumluluğunu ortaya koymaktadır.

Bu ülkede kadınlar;
ayrılmak istedikleri için,
hayır dedikleri için,
öldürülmektedir.

Ve her cinayetin ardından aynı cümleler kurulmaktadır:
“Takip ediliyor”, “soruşturma başlatıldı”, “gereği yapılacak.”

Oysa mesele, olaydan sonra değil, olmadan önce harekete geçmektir.

Buradan açıkça soruyoruz:
• Şiddet riski taşıyan erkekler neden etkin biçimde izlenmiyor?
• Koruma kararları neden kâğıt üzerinde kalıyor?
• İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ardından kadınların güvenliği nasıl sağlanıyor?
• Fail potansiyeli taşıyan kişiler için neden zorunlu psikolojik ve hukuki denetim mekanizmaları işletilmiyor?

Çözüm nettir ve ertelenemez:
• Kadına yönelik şiddet, ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınmalıdır.
• Risk analizi yapılan vakalarda elektronik kelepçe ve yakın izleme uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır.
• Koruma kararlarının ihlali otomatik tutuklama sebebi sayılmalıdır.
• Şiddet failleri için zorunlu rehabilitasyon ve psikiyatrik değerlendirme sistemi kurulmalıdır.
• Kolluk, savcılık ve sosyal hizmetler arasında anlık veri paylaşımı ve eşgüdüm sağlanmalıdır.
• Kadınların başvurabileceği etkin, hızlı ve sonuç alıcı destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.

Bir kadının başının kesilmesi, bu ülkenin kaderi değildir.
Bu, ihmaller zincirinin sonucudur.

Kadınların yaşam hakkı; siyasi tercihlerin, ideolojik tartışmaların ve bütçe hesaplarının üzerinde bir haktır.
Devletin asli görevi, kadınları öldürüldükten sonra anmak değil; hayattayken korumaktır.

Bu vahşetin üzeri örtülemez…
Unutulamaz…
Normalleştirilemez…

Kadınlar yaşamak istiyor.
Ve bu, bir lütuf değil; en temel haktır.

Başa dön tuşu